FiziÄŸin Tarihsel GeliÅŸimi
Ekim 7, 2008
FiziÄŸin tarisel geliÅŸimine bakıldığında çok eskiden, Mezopotamya’da IÖ 3000′lerde, Sümer ve Akad uygarlıklannda su deÄŸirmenleri kullanılıyor, ağır heykeller dikiliyor, piramitler yapılıyor, zaman, uzaklık ve hız ölçümleri gerçekleÅŸtirilebiliyordu. İÖ 2500′den sonra Eski Mısır’daki uygarlıklar da, pratik kaygılan ağır basan mühendislik sorunlarının çözümünde fizik kurallanndan yararlanmışlardı.
Ama bu pratik gereksinmelerden doÄŸan tekniklerin ortak temellerini oluÅŸturan ilkelerin aranışı, İÖ 6. ve 5. yüzyıllarda Ege kıyılannda yaÅŸayan filozofların soyutlamalarla doÄŸayı sorgulama yöntemlerinde ortaya çıktı: Bu dünya, kaostan nasıl doÄŸdu? ÇokluÄŸun ve çeÅŸitliliÄŸin kökenleri nedir? Hareket ve deÄŸiÅŸim nasıl hesaplanabilir? Bazı temel kabullerden mantıksal olarak sistematik fizik kuramlan çıkarsamanın ilk örneÄŸi, Thales’in (İÖ 6. yy) suyu tüm varhklann temel maddesi saymasıdır. Tha-les, iki temel kuvvet olarak, büzülmeye yol açan merkezcil kuvvet ile geniÅŸlemeye yol açan merkezkaç kuvveti tanımladı.
Antik ÇaÄŸ filozoflanndan Herakleitos (İÖ y. 540 - y. 480), bütün nesnelerin sürekli hareket halinde olduÄŸunu ve toplam madde miktarının sabit olduÄŸunu öne sürerken, Empedokles (İÖ y. 490 - 430), evrenin toprak, hava, ateÅŸ ve su dörtlüsünden oluÅŸtuÄŸu görüşünü ortaya attı. Atom kavramının babası ise Anaksagoras (İÖ y. 500 - y. 428) oldu. Anaksagoras, tüm maddenin, “yaÅŸamın tohumlan” olarak adlandırdığı atomlardan oluÅŸtuÄŸunu, bunlann sürekli hareket ettiÄŸini, havanın bir ağırlığı olduÄŸunu belirtti. Demokritos (İÖ y. 460 - y. 370), atom kuramına “zorunluluk” ilkesini katarken, Leukippos (İÖ 5. yy) ve Epikuros (İÖ 341-270) atomcu okulun izleyicileri oldular.
Platon’un öğrencisi Aristoteles, atom görüşünü yadsıyarak nicel madde kuramı yerine oldukça yalınkat ve nitel bir yaklaşımı yeÄŸledi. Aristoteles, ilkel maddeyi sıcak ve soÄŸuk, ıslak ve kuru gibi niteliklere indirgedi. Dirençli bir ortamda bir cismin hareketinin, harekete yol açan kuvvetle orantılı, ortamın direnciyle ters orantılı olduÄŸunu belirleyerek bu bağıntıyı boÅŸluÄŸun varoluÅŸuna karşı bir kanıt olarak kullandı. Aristoteles’in fiziÄŸi tüm ortaçağı etkiledi ve hatta Aquino’lu Tommaso tarafından Hıristiyan skolastiÄŸinde kullanıldı. Syrakusa’lı Arkhimedes (İÖ y. 290/280 -y. 212/211), İskenderiyeli Heron (ü. İS 62), Ktesibios (ü. İÖ y. 270) gibi araÅŸtmcılar ise deneysel araÅŸtırmalarıyla hidrostatik, mekanik gibi fizik dallarına önemli katkılarda bulundular.
İlkçaÄŸ filozoflarından Aristoteles’in düşünceleri, ortaçaÄŸdaki dünya görüşlerinin tümü üzerinde etkinliÄŸini sürdürdü. Bilimin, felsefe ve dinin etkilerinden sıyrılıp kendine özgü bir araÅŸtırma disiplinine dönüşmesi eski çaÄŸdan hemen hemen 2 bin yıl sonra baÅŸladı. Rönesans’ın ve Reform hareketinin etkileriyle “niçin” sorusunun yerine “nasıl” sorusunun geçmesi, 16. yüzyıl içinde gündeme geldi.
Gallei’nin mekaniÄŸe kat kılan, KopernikusçuluÄŸun savunulmasıyla doÄŸrudan iliÅŸkiliydi. Düşen cisimlerin hızlanmalanyla ilgilenen Galilei, serbest düşme yasasını, yani düşmede alınan yolun cismin kütlesiyle deÄŸil, geçen sürenin karesiyle orantılı olduÄŸunu ortaya çıkardı. Bunu, eylemsizlik ilkesiyle birleÅŸtirerek, bir merminin yörüngesinin paraboli biçiminde olacağım belirledi. 17. yüzyılda RenÄž Descartes, özellikle madde kavramı üzerinde durarak doÄŸadaki tüm olayları maddeye ve harekete indirgeyen mekanikçi felsefeyi kurdu. Ayrıca çarpma ve dairesel hareket üzerine çalışmalar da yaptı.
17.yüzyılın sonunda Isaac Newton, Philosophiae naturalis principia mathematica (1687; DoÄŸa Felsefesinin Matematik İlkeleri) adlı yapıtında, mekaniÄŸin temel sorunlarını çözen üç yasasını yayımladı. Bu yüzyılda hızla geliÅŸen bir fizik dalı da optikti. Roger Bacon gibi’13. yüzyıl bilginlerinin yapıtlarını tarayan Kepler, teleskopların matematiksel incelemesini yaptı, mercekler için bir geometri kuramı geliÅŸtirdi, ışığın kırılma özelliÄŸini açıkladı. Newton’ın beyaz ışığın bileÅŸik ışık olduÄŸunu ortaya çıkardığı renk kuramı ve ışığın parçacık özellikli olduÄŸunu belirten korpüskül kuramı ile Huygens’in dalga özellikli ışık kuramı optiÄŸe en önemli katkılar oldu. Böyle, Torricelli, Pascal, Von Guericke gibi bilginler, gazların basınç ve hacim iliÅŸkilerine nicel yasalar getirdiler.
18. ve 19. yüzyıllar bilimsel çalışmaların altın çağı olarak nitelenir. Değişen sosyoekonomik yapı var olan kuramlar içinde doğa biliminin en büyük atılımı yaparak bağımsız bir kurum halinde gelişmesine olanak sağladı.
ElektriÄŸe iliÅŸkin çalışmalar, Leyden ÅŸiÅŸesinde yük birikimi saÄŸlanmasından sonra deneysel araÅŸtırma alanına kaydı. 1733′te du Fay ve Nollet, “reçinemsi” ve “camsı” olarak adlandırdıkları iki tür elektriktik olduÄŸunu buldular, 1787′de de Coulomb, elektrostatiÄŸin temel yasalarını yayımladı. Galvanik ve voltaik elektriÄŸin bulunuÅŸuyla elektrik üreteçlerinin doÄŸuÅŸu, bu alandaki araÅŸtırmaların hızla geliÅŸmesini saÄŸladı. 1819′da 0rsted, elektrik akımına eÅŸlik eden magnetik etkiyi buldu, 1827′de Ampere elektrodinamiÄŸin yasalarını geliÅŸtirdi. 1831′de ise Faraday elektromagnetik indük-siyonu ortaya çıkardı. 1855′ten baÅŸlayarak J. C. Maxwell’in çalışmalarıyla klasik elek-tromagnetizma kuramı ortaya çıktı.
Sanayi devriminin bilim üzerindeki en açık etkisi, ısının mekanik işe dönüştürülmesine yönelik çabalardır. Carnot, Clausius, Kelvin, Helmholtz gibi bilginler, termodinamik bilim dalının gelişmesinde önemli katkılarda bulundular. Maxwell ve Boltzmann gazların kinetik kuramım geliştirerek, maddenin atom yapısının tanımlanmasına yönelik çok önemli bir adım attılar. Işığın özellikleri ve esirin varlığına ilişkin olarak 19. yüzyıl sonunda gerçekleştirilen araştırmalar ise 20. yüzyılın devrimci kuramlarına temel oluşturdu.
20. yüzyılda fiziÄŸin yapısını temelinden sarsan iki kuram, Max Planck’ın 1900′de öne sürdüğü kuvantum kuramı ile Albert Einstein’ın 1905′te yayımladığı görelilik kuramıdır. Atomun, çekirdeÄŸin ve temel parçacıkların bulunması, plazma fiziÄŸi ve elektroniÄŸin hızla geliÅŸmesi gibi deneysel ve uygulamalı atılımlar, kuramsal ve deneysel bilgilerin olaÄŸanüstü artmasının yanı sıra, fiziÄŸin çeÅŸitli alanlarında gerçekleÅŸtirilen eÅŸgüdümlü araÅŸtırmalarla saÄŸlanmaktadır.
Etiketler: Albert Einstein, Aristoteles, atom, bilim, demokritos, deneysel, dinamik, dünya, elektrik, evren, eylemsiz, filozoflar, fizik, hareket, herakleitos, Heron, Isaac Newton, ışık, kavram, kuvvet, madde, matematiksel, Pascal, Platon, Roger Bacon, Rönesans, teleskop, thales, Von Guericke, yasalar, yöntem, yörüngeBenzer Yazılar:
Yorumlar
Bir Yorum to “FiziÄŸin Tarihsel GeliÅŸimi”
Sizin Yorumunuz?





öncelikle siteniz çok güzel ve açıklayıcı yalnız çok uzun oldÄŸuÄŸu için okuyamadım iyi yayınlar…………………